Türkiye’de dijital patlama yaşanıyor. 2020 yılında Türkiye’deki dijital medya
yatırımları, toplam medya yatırımlarının % 54’üne karşılık olacak şekilde yaklaşık 1
milyar dolara ulaştı. Türkiye’deki dijitale geçiş trendi bütün hızıyla devam ediyor ve
mobil ekosisteme öncelik veren start-up’ların sayısı her geçen gün artmaya devam
ediyor. Geleneksel ve köklü markalar da tüketicilere ulaşabilecekleri ve rekabetçi
kalabilecekleri bir kanal olarak mobile yöneliyor.
Bu durumda, dijital bir öncelik haline gelmeye devam ettikçe Türk markaları mobil
hizmetlerini nasıl ölçeklendirebilir?

Yeni kullanıcılar edinme
Yeni müşteriler edinmek her zaman zordur ve bu nedenle sağlam bir müşteri
kazanma stratejisine sahip olmak ilk adım olmalıdır. Facebook, Instagram, Snapchat
veya TikTok gibi sosyal medya platformlarında reklamlar yayınlamak, yeni ve mevcut
müşterilere ulaşmak ve işinizi ölçeklendirmek için harika bir yol olabilir.
Gösterim başına maliyet ve işlem başına maliyet gibi ölçümler net bilgiler sunarak
işletmelerin kaynaklarını nereye yatıracakları konusunda bilinçli kararlar almalarına
yardımcı olabilir. Gösterim başına maliyet, içeriğinizin kitleniz tarafından
görüntülenme sayısına parasal bir değer koymanıza olanak sağlar. İşlem başına
maliyet ise, indirme, satın alma veya kayıt olma gibi içeriğinizi görmenin doğrudan
bir sonucu olarak gerçekleştirilen işlemlere parasal değer verilmesine olanak tanır.
Gösterim başına maliyet, özellikle televizyon ve dış mekan reklamcılığı gibi
geleneksel pazarlama kanallarına kıyasla nispeten düşük maliyetlidir. İşlem başına
maliyet kampanyaları da nispeten düşük risklidir, çünkü reklam platformuna ödeme
yalnızca sizin tarafınızdan tanımlanan belirli ve anlamlı bir eylem gerçekleştiğinde
yapılır.

Sahip olduğunuz kanallardan en iyi şekilde yararlanın
Uygulamanız için yeni kullanıcılar edinmenin en uygun maliyetli yollarından biri,
halihazırda sahip olunan sosyal medya veya e-posta listeleri gibi kanalları potansiyel
müşterilerle iletişim kurmak için kullanmaktır. Bu kanallar, ilgi çekici ve
kişiselleştirilmiş içerik gönderimi yaparak kullanıcıları uygulamanızı indirmeye teşvik
etmek için kullanılabilir. Bu içerikler, bir indirim, ücretsiz deneme veya uygulamaya
özgü yeni bir ürün özelliği sunma gibi şeyler olabilir.
Bir kullanıcı içeriğe tıkladığında, uygulama cihazlarında yüklüyse doğrudan
uygulamaya, değilse ilgili uygulama mağazasına yönlendirilir. En önemlisi, kullanıcı

uygulamayı açtığında ana sayfadan kendileri gezinmek zorunda kalmadan,
doğrudanbaşlangıçta ilgilendikleri içeriğe, örneğin indirim sayfasına
yönlendirilecektir. Bu küçük ama önemli dokunuş genel müşteri deneyimi üzerinde
büyük bir etkiye sahip olabilir ve kullanıcıların reklamı ilk gördüklerinden uygulamayı
açmaya kadar olan sürecin kişiselleştirilmiş olmasını sağlar.

Müşteri yolculuğunu yeniden tasarlamak: Web’den uygulamaya
Mobil cihazlarda büyümeyi arttırmak için sahip olunan kanalları kullanmanın bir
başka örneği de web’den uygulamaya doğru kullanıcı edinmedir. Başka bir deyişle
içerik web sitesine yerleştirilir ve daha sonra kullanıcıyı doğrudan uygulama
mağazasına veya uygulamadaki ilgili sayfaya gönderir. Bu, yalnızca pazarlamacıların
dönüşüm oranlarıyla yakından bağlantılı daha iyi ilk katılım deneyimleri
oluşturmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda yalnızca mobile güvenmekten daha
uygun maliyetlidir.
Daha da önemlisi gizlilik perspektifinden bakıldığında, müşteri yolculuğu reklam
ağlarını ve sahip olunan kanalları içerdiğinden IDFA (Identifier for Advertisers)
attribution gerçekleştirme amacıyla toplanması gerekmez ve birinci taraf
verilerinden yararlanılarak deneyim optimize edilmiş olur. Apple’in IOS14 ile getirdiği
değişikliklerle birlikte, kullanıcıların gizliliğin daha da çok önemsendiği ve IDFA
toplama oranlarının düştüğü bir döneme girdiğimizi düşünürsek, web-to-app
mantığını benimseyen markalar kendilerine avantaj sağlamış olacaklar.

Etkinin ölçülmesi
Markaların, yüklemelerin nereden geldiğini belirleyebildiği, hangi içeriğin belirli
kullanıcı gruplarında yankı uyandırdığını ve nerelere yatırım yapmaları gerektiğini
anlamak için etkili ölçüm ve attribution araçları yoksa mobilde büyümeleri çok daha
zor olacaktır. Veriye dayalı bir yaklaşım benimsemek, size müşteri yolculuğunun net
bir görünümünü de verecektir. Örneğin, bu yaklaşımla bir kullanıcının web sitenizde
gezindiğini ancak uygulamanızı indirip indirmediğini veya uygulamayı indirip
kullanmadan silip silmediğini görebilirsiniz. Böylesine bir bilgiye sahip olmak,
kullanıcı edinme çabalarınızın ne kadar başarılı olduğu konusunda önemli fikirler
verebilir.
Türkiye’de mobilin büyümeye devam edeceğine şüphe yok. Ülke, sahip olduğu
büyük genç nüfusu ile bölgedeki en önemli teknoloji merkezlerinden biri haline
geliyor. Türkiye’deki yeni girişimlerin çoğu, iş modellerinin temel bileşeni olarak bir
mobil uygulamaya sahip olma eğilimi gösteriyor. Ek olarak, içinde bulunduğumuz
salgın dönemi tüketicilerin markalarla etkileşime girmenin alternatif yollarını tercih
etmesini sağlayarak mobil kullanımı oldukça artırdı. Mobil çevrenin inovasyonlara
açık yapısı, firmaların müşteri edinimi için girdiği rekabeti artıracaktır. Kullanıcı

edinme çabalarınızın gerçekte ne kadar iyi çalıştığını ve hangi bölümlerin
iyileştirilmesinin gerektiğini anlamanın etkili bir yoluna sahip olmak, büyüme için
çok önemli olacaktır.
Kaynak:
http://rd.org.tr/Assets/uploads/2dd30b5c-dd9b-4960-9cf6-effa447d5241.pdf