Son günlerde kendinizi kim gibi hissediyorsunuz? Veya siz, siz misiniz?

Kaç kişi yaşıyor içinizde? Yahut aynaya bakınca kimi görüyorsunuz?..

Bunları şu sebeple soruyorum:

Karakterimizi şekillendiren unsurlar neler? Toplum olarak nereye gidiyoruz?

Bu soruları daha önce sordunuz mu kendinize bilemiyorum ama bildiğim bir gerçek var o da;

Geçmiş yıllardan beri bize AŞIlanmaya çalışılan karakter bozukluğu, şiddet,nefret,intikam alma hırsı,ihtiras ve daha pek çok hastalık…

Peki, bunu nasıl yapıyorlar?

Televizyon, internet vb amacına uygun kullanılıyor mu dersiniz?

Bizi bilmem ama tam da onların amacına hizmet ediyorlar. Tüm TV kanalları işbirliği yapmışcasına, bütün dizilerde, programlarda aynı senaryoyu uyguluyorlar. Anne baba karakterleri kötü, çocuklar cici; zenginler mutlu ve ihtiras dolu, fakirler kötü ve aç.

Tüm ahlaksızlıklar haklı bir sebebe dayatılarak süslenip püslenip beş çayı tepsisi rahatlığında bize sunulurken biz ne yapıyoruz?

Her kesimden herkese çamur atarken aynada kendimize bakıyor muyuz? Bizim ellerimiz ne kadar temiz? Sürekli iç dünyamızda bir kaos, ve dışarıya hatta en yakınlarımıza yansıttığımız ise hep kavga. Çünkü aslımızdan uzaklaştık, yozlaştık, dini ırkı ne olursa olsun ‘insan insandır’ demeyi bırakıp, insanlara Yaratıcının soracağı soruları sorduk. Aç mısın, bir derdin var mı demenin, bir ekmeği bölüşmenin, KARDEŞLİĞİN tadını unutup, zehirli yalanlarla doyduğumuzu sandık.

Velhasıl, birgün uyanırsak, ne kadar çamura battığımızı görebilir miyiz, bilmiyorum.

Ve bu iğrenç düzen içerisinde gerçekten hala ruhunu dinleyen, yüreği iyilikle atanlara selam olsun…